ankara, kale, kediler ve çarşılar

Doğdum doğalı bu şehirde olup da bu postu hala yapmamışım, hem de bir fotoğraf blogunda, şaka gibi. Ankara’da eli fotoğraf makinesi tutan herkesin değişmez mekanıdır Kale, bilen bilir, olmazsa olmazdır burada fotoğraf çekmek, yapılmazsa yazıktır, günahtır. Bir mekanda turist olmayı sevmiyorum, 39 yıldır yaşadığım yerde turist olmayı hele hiç sevmiyorum. Ama yapacak birşey yok, bu fotoğraflar bu günlüğe girecek yoksa bir görevi yapmamış gibi hissedeceğim kendimi :) Bizim ailemizde bir Ulus kültürü vardır, babam özellikle her yerini, her çarşısını, halini, pazarını bilir, dolayısıyla ondan iyi turist rehberi olmaz. Dolayısıyla lider babam olmak üzere ekibi annem, babam ve Deniz olarak 3 jenerasyondan kurduk anlayacağınız. Hedefi Ankara Kale’sinin çarşı, pazar olan bölümünü gezip tozmak üzere koyduğumuzdan olayın tarihi, sosyo ekonomik vb. boyutunu atlıyorum izninizle.

Neyse konuya gireyim, geziye kalenin üst tarafından başladık, Rahmi Koç müzesi haline getirilen Çengel Han’dan. Çengel Han’ı (Cengiz Han gibi gelmiyor mu kulağa) geçiyorum, yokuş aşağı inelim biz, antikacıların, ıvır zıvır dükkanlarının arasından.

Ben valla en çok kedi olmaya özendim Kale’de, yok böyle bir keyif duygusu, bulmuşlar her yerde kadife koltukları, sandalyeleri yayılmışlar ki yayılmışlar, bir tek gözbebekleri hareket ediyor, öyle kıpırtısız huzurlu takılıyorlar :)

işte en sempatik hanlardan biri Pirinç Han…Tarihini bilmiyorum ama vakti zamanında gerçekten hizmette bir hanmış galiba, ortasında avlusuyla oda oda U şeklinde yapısı var, şimdi ortadaki avlu çay bahçesi olmuş, gayet gözlemeli çaylı çay bahçesi, tavsiye edilir.

işte bu da Pirinç Han’ın kediciği(koyuncuğu), şaşırmadınız kapmış burada da en rahat düzlemi.

Han’ın dışına çıkınca manzara şöyle birşey:

ve işte fotoğraflarını çekmeye doyamadığımız kaybolan el sanatları fotoğraflarına ben de ufacık bir katkıda bulunayım (ferforje ve cam birlikteliği çok başarılıydı, ayrıca ışıklı cam lambalar güzel görünüyordu dayanamadım) :)

Çekicin demir saça her vuruşunda çıkardığı tann tunn sese senkron birşekilde gözlerini kırpan Deniz, olayı oyuna çevirip sürekli göz kırpmaya başlayınca, tik olacak sanıp korktum valla ama neyse ki çocuk komik bi tip, konuyu hızlıca değiştirebildik :)

ve sonra başka pasajlara girdik babacığımın önderliğinde, sağolsun gari.

sanırım bendeki fotoğraf sevgisi, babamdan yadigar, çocukluğuna ait bir sürü fotoğrafı olan şanslı çocuklarız biz, neredeyse her yaz tatilimizin, her doğum günümüzün, her okul açılışının fotoğrafı vardır. Şimdilerde sanat için fotoğraf çekiyor tabi babam :)

Neyse bu pasajdan da çıkıyoruz, şöyle garip bir yoldan geçerek, sonra 1-2 sağ solla hengameli meşhur çıkrıkçılar yokuşunda buluyoruz kendimizi.

Her yer o kadar renkli ve malzemeyle dolu ki algı patlaması yaşamamak için fotoğrafı siyah beyaz yapmayı tercih ettim :)

Bir grup neşeli, düşünceli çocuk işte bunlar da, takılıyorlar :)

şimdi yokuştaki dükkanlardan birinin adına bakın lütfen :) Sandalyede oturan bey dükkanın mal sahibi, ayakta en sağ başta olan güleryüzlü satıcı da onun oğlu. Dükkana da oğlunun ilk adını vermiş sandalyede oturan bey, Azrail yani. Bir de hikayesini anlattı yan dükkanlardaki neşeli esnaf, şimdi hiç anlatmayayım buralardan, uzun olur. Neyse sonuç itibariyle herkes gülüyor, keyifler gıcır, önemli olan da bu (al işte esnafa da özeniyorum bu açıdan bakınca).

çarşı çıkışı dönüş yolu:

daha yakından:

bu arada bir lens hood alıp, öyle fotoğrafın ortasındaki kocaman yuvarlaklardan kurtulmam lazım, kısmetse inşallah yapabileceğim. Herhalde ilk defa bu kadar fazla fotoğraf koydum bir posta, artık yavaş falan yüklenirse kusuruma bakmayın :)

Bu son fotoğraflar biraz aile fotoğrafı, Pirinçhan’ın çay bahçesinden. Bu da fotoğraf çekme telaşına düşüp, otun çöpün damın yerin göğün fotoğrafını çeken Deniz :

bu benim dünya güzeli gezi ekibim:

he hee bu da elini kolunu koyacak yer bulamayan poz özürlü ben :)

Bir de unutmayayım, Deniz’e çerez verip ceplerini tıka basa dolduran, çok içten seven, sarılan bir amca var, illa beraber fotoğrafımızı çek dedi, çekmem mi, o da burada:

Tam diyecektim ki bayramdan bayrama post yapıyorum, farkettim ki bugün Cumhuriyet Bayramı, kuralı bozmayayım :) Hepimize iyi bayramlar, daha nice 90’lar !

Reklamlar

About zamananotlar

Maksat evrende bir iz bırakmak, iyiyi çağırmak. Belki bir de paylaşma isteği. Özelde evli, bir oğlu bir kızı var, mühendis. Kafa dersen hep sinemada, fotoğrafta, içten, abartısız olan herşeyde. http://bugunnegiysemise.wordpress.com/ http://www.cekimetkisi.com/
Bu yazı aile, gezi, iyi şeyler, sonbahar, şehir içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

3 Responses to ankara, kale, kediler ve çarşılar

  1. figen dedi ki:

    Burcaycim harika olmuş emegine sağlık

  2. Pınar (@pnre) dedi ki:

    ne güzel bir Ankara postu olmuş Burçaycım :)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s